İLÇENİN TARİHİ

İlçede bulunan en eski yerleşim yerlerinin Kızılırmak kenarında bulunan Harsanız ve Zırha Kaleleri olduğu ve bunlarında Eti (Hitit)’lere ait olduğu bilinmektedir. O dönemlerde halkın bu bölgede madencilik ve ticaretle uğraştığı öğrenilmiştir. M.Ö. 430 yıllarında Zırha Kalesi’nin Roma topraklarına katıldığı yörede Roma medeniyetinin izleri görülmektedir. Kayseri Kültür Araştırmacılarının 1967 yılında yapmış olduğu araştırmada M.S.300-600 yıllarına ait mezar taşlarında Türk isimlerine rastlanmıştır. Bölgeye ilk gelen Türk aileleri Kasım Çelebi, Dikboynuz, Hıdır Kahya, İbrahim Oğulları, Mustafa Paşa aileleridir. Özvatan’daki ilk yerleşim yeri Kale Mahallesi olmuştur. Yöre Yozgat Sancağına bağlı iken “Kaleköy” şeklinde haritaya geçmiştir. 1890-1900 yıllarında Özvatan (Çukur) Muncusun’ a (Şimdiki ismi ile Güneşli) merkez köy konumunda olduğu ve 1924 yılında da Selanik muhacirlerinin Çukur’ a yerleştirildiği görülmektedir. Özvatan,1956 yılında Belediye (Nahiye), 09.05.1990 yılında 20523 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 3644 Sayılı Kanun ile ilçe olmuştur. İlçe ismi Çukur-Özvatan olarak değiştirilmiştir.
Özvatan’ın
tarihi
İlçenin pek çok yerinde tarihi
kalıntılar bulunmaktadır. Bu tür ören yerleri Kanıderesi, Höyük ,Ortaoba,Hortum tepesi ve Kızılırmak
kenarıdır.En eski yerleşim yeri ise Kızılırmak
kenarında bulunan Zıhra kalesidir. Bu
kale M.Ö.2000 li yıllarda yaşayan
Hitit uygarlığına aittir.Hititlerden sonra Kapadokya Krallığının hakimiyeti devam
etmiştir.
Bölgeye M.Ö.430 yılında Roma imparatorlu u hakim olmuştur. Daha sonraları Roma imparatorlu
unun bölünmesiyle bu bölge Bizans toprakları
içinde kaldı. Roma ve Bizans dönemine ait bazı eserler
ve sikkeler mevcuttur.(bkz.1)
Yeni yerleşim alanının oluşumu,(Bu günkü
yerleşim yerleri),M.S.600-650 yılları
arasına rastlar. Buraya Avar veya Peçenek Türklerinin
yerleştirildi i bilinmektedir. Şamanist(Gök Tanrı
dini)olan bu Türkler burada Hıristiyanlık dinini tercih
etmişlerdir.(bkz.2)
Bölgede M.S. 700 lü yıllara ait
mezar taşlarında, Batur, Karahan gibi
isimlere rastlanmıştır.
Bu yeni yerleşimciler Kale mıntıkasına bir kilise
yapmışlar. Hayvancılık ve çiftçilikle
hayatlarını sürdürmüşlerdir. Bölgeye zaman zaman Müslüman Araplar akın
yapmışsa da hakim olamamışlardır.
Müslüman Türk akınları ise 1068 Yılında
Selçuklu Güney uç be i komutanı Afşın be tarafından düzenlenmiştir. Bu akınlardan sonra
bölge Türk yurdu olmuştur.
Müslüman Türklerin Çukura yerleşmesi ise 14.
yüzyılda rastlamaktadır. İlk yerleşen Kasım
Çelebi, bunu takiben Gürcü bey ve Hıdıroğlu olmuştur. İlk yerleşim alanı ise Çağşak suyu civarıdır. O yıllarda bölge tamamen ormanla
kaplıydı. Ormanda çam, meşe ve ardıç a
açları yo unluktaydı İlerleyen senelerde sürekli
olarak göç edip yerleşen aileler olmuştur. Çukur
tek bir boy veya aileden kurulmuş yerleşim yeri de ildir. Coğrafi olarak bölge
saklanmaya müsait oldu undan, bazı kanun kaçaklarıda Çukura yerleşmiştir. Müslümanlar ilk mescidi Çağşak suyu yakınında
yaptılar. Daha sonra Aşağı mahalleye ilk camii
yapıldı, hutbe izni (Beraat) alındı.
Hıristiyanlar kale bölgesindeki kiliseyi yıkarak bir kilometre
kuzeyde bulunan İnüstüne (Yeni
mahalle) yeni bir kilise yapmışlardı. Yine o bölgeye bir
su değirmeni ve bezirhane yaparak kiliseye
vakfedilmiştir.
Çukurda yaşayan Hıristiyanlardan Hicri 981 yılında
üç çocuk Yeniçeri ocağına acem oğlan olarak alınmıştır. Bu
çocukların isimleri Şehrioğlu Saya, Ayayorioğlu Bala, Sevindikoğlu Timurdur. Bu çocuklara Müslüman
halktan Tanrıverdi, Sevindik oğlu Budak
ve Elvan oğlu Bayram kefil olmuşlardır.
1500 Yılında bazı kayıtlarda Çukurun ismi "Sirfe" ve Kenarı ırmak nahiyesi olarak ta
geçmektedir 1520 yılında Çukur ve mezralarından
Kemerli, Ilısu, Avlusun,Kuşan Kışla ı, Bağmezrası,
İmaret ve Kemercülü mezrasından
9402 Akçe vergi alınmıştır.(bkz.3)
16.y.y.da Kenarı ırmak nahiyesinde 51 Cemaat
yaşmıştır.Nahiyenin%55 i
Müslüman’dı. Bu devirde bölgenin ekonomisi hayvancılık
ve tarıma dayalı olup,üç tane
su de irmeni mevcuttu.(bak.4)
Çukur tımar bey li i Gürcü
beyle başlamış onun çocuklarıyla devam
etmiştir.Gürcü ailesi Kesik köprü (Gürcü
köprüsü) vakfiyesiyle gelir sağlamakta idi(Hicri 610) Bu
ailenin bir kısmıda daha sonraları
Kayseri'ye yerleşmiş. Kayseri'ye yerleşenler Çukurluoğlu Camii ve çeşmesini
yaptırmıştır. Bu aileden Çukurluzade Hacı Torun efendi namında büyük
bir alim yetişmiştir.(D.1799-Ö.1855) (bkz.4)
Gürcüoğlu Hüseyin Bey Kale mahallesine bir camii yaptırmış. Bu
camiye kendi değirmeninin 1/4 hissesini vakfetmiştir.
Çukurdaki Hıristiyanlar Taşlık ve Kavaklı
mevkilerine çiftlik kurmuşlar ve bu çiftlikler zamanla
mezra ve daha sonra köy olmuştur. Hıristiyanlar
Taşlık ve Kavaklıya birer Kilise yapmışlardır.
6.Yüzyılda Türkmen göçerlerinin Çukur'a
gelmesi ve kilise kalıntılarının bulundu u mevkie
yerleşmesiyle Kiseköy kurulmuştur.
Buraya(Hayriye) gelen göçerler Karışık (Kozmopolit
bir yapıda) de il tek bir sozdan gelmektedir.
Köy ortasında bulunan çeşmenin kitabesinde
yapılış tarihi H. 1238 dir. Buraya
yerleşen halk, ilk olarak bir camii yaptırmışlardır.
(Yukarı Camii). Bu camiinin yapılışının
tarihini bilmiyoruz. Kitabesinde Hicri 1293 yılında tamir edildi i
yazılmaktadır. Buraya yerleşen ailelederden bazıları şunlardır; Göbülgil, Hebilgil ve Karamahmutgil gibi.
1831 Yılında yapılan nüfus sayımında,Çukur’daki Müslüman erkek sayısı 205 kişi,Hıristiyan
erkekler 130 kişi,Kise köydeki erkek
sayısı 179 kişidir.Toplam erkek sayısı 514
kişi(Kadın nüfus da erkekler kadar tahmin edilirse 1028
kişilik büyük bir yerleşim yeri oldu u
görülmektedir.
Çukur ve Kise köy arasında 18.y.y.
küçük bir medrese yapılmış ve uzun
yıllar hizmet vermiştir.Medresenin yakınında Demirli pınarı
yapılmış,(H.1215)bu medreseden mezun olan kişiler
çevre köylerde imamlık
yapmışlardır.(bkz.5)Medresenin varlı ı
Çukur'u bölgenin ilim merkezi haline getirmiştir.(Medresinin son müderrisli ini ise Abdullah Efendi
yapmıştır.)Ayrıca hıristiyanlara ait,güneyde ve İnüstün de olmak
üzere iki Bezirhane vardı.Burada
halkın ihtiyacını gidermek için,bezir yağ ı
üretilmekteydi.kireçyeri mevkiinde hıristiyanlar tarafından küçük
ocaklarda kireç ürettikleri de bilinmektedir.
Çukur sancak merkezine uzak oldu undan, Osmanlıya
sürgün yeri olmuş. Dadaloğlu isyanıyla Bozok eyaletine sürülen Afşarlar
Göç yolunu kullanmışlardır. Bu
isyancıların Çukur yaylasında kaldıkları da
bilinmektedir. Dulkadiroğullarından Paşaoğlu (Başoğlu)
Mustafa'da o yıllarda Çukur'a zorunlu olarak
yerleştirilmiştir.
1890 Yılında Çukur'da Cırığın ini üstüne zabdıye karakolu
kurulmuş böylece bölgenin asayiş merkezi de Çukur
olmuştur. Bu yıllarda Müslümanları irşad etmek için bazı din adamları yetişmiştir.Bunlar Molla Mahmut,Süleyman
Efendi,Kazak Fakı, İnce Hoca daha sonraları Abdullah Efendi
gibi.
Çatlı Sicimo lu ismindeki Hiristiyan ,güney mahalleye küçük kiliseyi
inşa etmiştir.Bazı Papazlar tıp tahsili de
yapmış doktor idiler. Bunların en
tanınmışı küçük kilisenin papazı Babavasil Süto lu 'dur. Bu papaz din ayrımı
yapmaksızın Çukur ve çevre köylere de
sağlık hizmeti vermiştir. Büyük Kilisenin
papazı bölgedeki Hıristiyanların en saygın
kişisi idi.Büyük Keyiş diye bilinen bu zatın adı Kumruoğ lu Lazaros'ta Camide cuma
hutbelerini dinlerdi.Büyük bir hoş görünün
hakim oldu u bu yıllarda Çukur Muncusu'na (Güneşli)ba lı bir köy idi.
kaynak:Ercan ALIMCI "Özvatan Tarihi"
|